28 Ağustos 2014

25 Ağustos 2014

DİP idefix ve DnR'da

Neredeyse bir yıl geçtikten sonra nihayet DİP idefix ve DnR'da online satışta.

D&R için bağlantı
Idefix için bağlantı


24 Ağustos 2014

Mahmud X-Men Evrenini Fethediyor

Yanda görüldüğü üzere Mahmud Wolverine And The X-men'de halen esiyor ve gürlüyor. Bunu yaparken 12. sayı kapağıyla X-men tarihçesinin bir İnferno, bir Dark Saga zamanlarındaki tedirgin ve güvenilmez ikon imgelerinden biri de yaratıyor. ( bkz. sola, teşekkürler)

Bu da yetmezmiş gibi geçenlerde Marvel Comics, Mahmud'un All New X-Men serisinin 32.sayı ile serinin çizeri olacağını duyurdu. (bağlantı burada ) (Mahmud'un yaptığı sayfalardan biri de aşağıda)
Yazarı ise Marvel'in belki en büyük isimlerinden, en etkili yazarlarından biri Brian Michael Bendis ! Dergi 10 eylülde rafta olacak.

ov yeee...


Çocuklar Yeniden Oyun Parkında


22 Temmuz 2014

Yıldıray IRON-MAN Çiziyor

Marvel'in baş karakterlerinden Iron Man'ın yeni başlangıcında çizer olarak Yıldıray Çınar'ın olduğu bugün anons edildi. Yeni serinin adı Superior Iron Man. Yazar Tom Taylor.

Daha da güzeli Yıldıray bu seride kendi çinisini kendi atacak. Yani daha organik sayfalara hazır olmak lazım.

Hemen ilk trade tamamlansın, Türkiye'de de yayımlansın diye heyecan yapıyor insan.

Comicbookresources.com
geekstra.com

Karanlık Yıldız

Ekranda yardım simgesine dokunduğumda yardımın geleceğine dair hiç umudum yoktu. Pırılkız tüm o olaylardan, o çılgın uzaylıların bizi kaçırmasından, onlarla yapılan savaştan sonra çok değişmişti.

Kızlar, Valinin Pırılkız'ın babasını öldürdüğünü söylüyorlar. Hem de kızcağızın gözleri önünde, inanılır gibi değil. Bu elbette herkesin moralini bozar. ama yine de ne bileyim, şehrin maskotunun daha... nasıl denir?... neşeli olmasını bekliyor insan. Çocukluğumda eski maskot Bayan Mucize'nin bizi Çocukevinde ziyaret ettiğini hatırlıyorum. Kulaklarda çınlayan kahkahası hala aklımda. Gerçi aynı kahkahayı duyunca gözyaşlarına boğulan çocuklar da vardı. Ama bana hep sevimli ve neşeli gelmişti o kadın. Şimdi düşününce belki fazla neşeli. Oğlan çocuklarını mıncıkladıktan sonra bana dönüp, göz kırpmış ve sanki ikimiz arasında özel bir sır varmış gibi "Oyuncaklarımıza iyi bakmamız lazım, diil mi?" demişti.

Balkon kapısı tıklandığında irkildim. Hiç umudum olmamasına rağmen yardım, o güzelim kızıl saçlarıyla karbon-camın ardından bana bakıyordu. Işık şehrinin  bildim bileli olan teklifsizliğini kökten sarsan savaş, yardım taleplerine bir savaş hazırlığı tedirginliğiyle yaklaşmasına sebep olmuştu. Bu hepimiz için geçerli,  uzaylılardan önce hiç düşünmediğimiz tehlikelere karşı hepimiz uyanık olmaya başlamıştık. Gökyüzüne şimdiye kadar böylesine şüpheyle bakmamıştık.

"Hoşgeldin Pırılkız, gel içeri!"

"evet, sorun ne?" 

"ben... ben sadece biriyle konuşmak istedim."
"sen... bir şeyler içmek ister misin?"

Konuşma ilerledikçe bunun kötü bir fikir olduğu düşüncesi daha netleşiyordu. Tabi Pırılkız'ın bıkkın ve hatta sinirli yüz ifadesinin de buna katkısı yadsınamazdı.

"Üzgünüm" dedi sırtını dönerek "Artık sosyal işler yapmıyorum." Tam uçacağı zaman ağzımdan "Niye üzgünsün?" sorusu kaçtı. Balkon kapısının önündeki kadın bir an heykel gibi kaldı. Önünden gelen sarı güneş ışığının önünde hüzünlü bir maviydi. "Neden böyle dedin?" Geri dönmemişti.
"Bilmiyorum... Bakışların sert. Hep havada asılı duruyorsun... bir.. bir tür yıldız gibi. Bak, ben de sevdiklerimi kaybettim, seni anlıyorum."

Bu sefer gerçekten öfkeli bir bakış yerleşmiş güzel yüzüyle geri döndü. "Neyi anlıyorsun?" dedi. Bir sorgu yargıcı gibi dik ve soğuktu.Çoktan pişman olmuştum. Kızlara anlatacak bir hikaye mi arıyordum? Şu anda sadece yalnızlığımı ve huzurumu geri istiyordum. "Bak... seni kızdırmak istemiyorum... sadece.. uzaylıların saldırısında ben de kocamı kaybettim. Ve sen olmasaydın ben de hayatta olmayacaktım. ve..ve bence müthiş bir iş çıkarttın. Kendinden hoşnut olmanı isterdim."

"Kocan nasıl biriydi?"

"Hiç fena bir adam değildi. Yani herkes kadar iyiydin demek istiyorum. Uyumak ve sanal dünyada zaman öldürmek dışında kalan süre pek azdı ama ben onun kötü biri olduğunu düşünmüyorum."

"Yani esasında onu tanımıyorsun." yine o soğuk sorgu sesi.

"şey... Böyle söyleyince..evet... ama yine de Aile Departmanının hep dediği gibi Yalnızlıktan Daha İyi!

"Tanımadığın birini evinde tutmak mı?"

Konu niye ben olmuştum birden? "Ben sadece... babanı duydum ve kaybını anladığımı söylemek istemiştim."

Yüzünde bir ilgi ışığı dolaştı. "Ben de babamı tanımıyordum."

"Ama yine de kayıp kayıptır değil mi? Var olduğunu bilmediğin bir boşluk yaratır içinde. Dediğin gibi belki Seth'i, kocamın ismi bu, tanımıyordum ama yokluğu bir boşluk yarattı içimde. Demek ki bir alan işgal ediyormuş hayatımda. Ve ben de kızlar grubuna katıldım."
"Neşeli Kızlar Grubu"

"Uzaylılardan sonra kocalarını, çocuklarını yada tüm tanıdıklarını kaybetmiş kadınlardan oluşuyor.  Haftada bir kez toplanıp sohbet ediyoruz. Kayıplarımızı sayıp döküp, onlar hakkında komik anılarımızı anlatıyoruz. "

Elini kaldırarak susturdu beni. Gözlerini yere indirmiş, uyuklar gibiydi. Rüzgar sanki soğuk bir geceyi taşır gibi güneşi sönükleştirdi. Balkonumda dalgalanan pelerini ve saçları olmasa gökyüzüyle  grileşen şehrin bir parçası , bir heykel olduğunu sanırdınız.

Sonra gözlerini yerden kaldırdı. Hiç kimsede görmediğim bir şey vardı içlerinde. Bir ateş! Dizlerimin bağı çözüldü. Hiç bu kadar korkmamıştım. Uzaylılarla bile. Sanki bakışları beni duvara sıkıştırmış gibi nefesimi boşalttım istemsizce. "ahhh" sesi çıktı ağızımdan. Onu sakinleştiren bir parolaymış gibi yüzünü gevşetti bu ses.

Yavaşça havalandı. Yüksekten sert ve net bir sesle "Beni yalnız bıraktılar" dedi "Sen hep yalnızdın"

Saçmalıyor! Bana tepeden bakarak saçmalıyordu. Oysa ben neşelenmesini istemiştim sadece.

"Anlatsan anlarım!" diye bağırdım ardından. Batan güneşin kızıllığında bir noktaydı. Bir nokta. Pırltılı Işık Şehrinin karanlık, küçük  yıldızı.

İçeri girdim. Henri (servis robotum) birazdan sakinleştirici içkimi getirecekti bana. Normalden iki katı fazla içecektim.

Sanki şehirde haberimizin olmadığı, için için yanan bir yer varmış ve bu ateş uykumda bana ulaşacakmış gibi bir sıkıntı vardı içimde.

2 Nisan 2014

Yıldıray Gölge'de

Müthiş internet fanzini Gölge'nin bu ay çıkan 79. sayısının kapağı Yıldıray'ın ellerine teslim .

Buralardan dergiye ulaşabilirsiniz:
ana sayfa için ; Golge
PDF olarak indirmek için ; indir
çevrimiçi okumak için; issuu

21 Mart 2014

Mahmud He..hnffpp..Hauptbahnhof...Almanya'da işte

Mahmud Almanya seferine devam ederken bu fotoğrafı paylaştı. Çok hoş bir fotoğraf doğrusu. Burada da dursun. sağlam çizer Yanick Paquette ile alaman treninde. 

3 Mart 2014